6 Şubat 2013 Çarşamba

Ateş... bizden uzak dur lütfen :(((((


Yaklaşık 3 aydır hastayız. Periyotlar halinde ateşimiz çıkıyor, öksürüyoruz, tekrar ateşimiz çıkıyor gibi. İlk rahatsızlanmasında doktora görütdük dedimya yaklaşık 3 ay önceydi. Doktorumuz ilaç vermeden doğal yollarla tedavi edeceksin dedi. Malum öksürük ve soğuk algınlığı şurupları çok zararlı biliyoruz artık bunları.

Ihlamur, tarçın, zencefil, zerdeçal, keçi boynuzu özü, ayağının altına vicks, sıcak havlu, turp-bal, ılık su- bal- limon yani kısacası denemediğim birşey kalmadı ama öksürüğü kesemedim. Tekrar doktora gittik ciğerlere inmiş bronşit antibiyotiğe başlayacağız dedi. Başladık ama nafile. Bu arada dönem dönem öksürük, burun akıntısı, ateş devam etti. İlaçlar bitti aradan biraz zaman geçti yine aynı şeyler tekrar koştuk doktora. "salgın çok kötü çocukları perişan etti hemen ilaça başlıyorum" dedi.

Daha ilaçlarımız bitmemişken bir gece kulağım diye tutturdu Nehir Naz, soluğu acilde aldık. Bir ilaçda o ilave etti. Tekrar kendi doktorumuza gittik. Çocuk antibiyotiğe direnç gösteriyor dedi ve iğne verdi. Perişan olduk bu süreçte. Tekrar kontrol zamanımız geldi 5 günlük bir antibiyotik tedavisi daha başladı. İlaçlar bitti bitmesine ama biz hala kendimize gelemedik. Hafta sonu ateşlendi tekrar ertesi gün iyiydi. Bir ohhhhhhhh dedim ki dün gece takır takır tekrar başlayan bir öksürük. Artık sabrım kalmadı gerçekten. Allah dermansız dert vermesin diyorum ama bu durumda canımı sıkıyor. Tahlilleri normal ama nedir bu periyodik olarak çıkan ateş anlamadım.

Gelelim ballı lokmanın hastane maceralarına:))))

Acile gittik dedim ya dönüşte babası doktora sinirlendi ve sayıyor. Nehir Naz hem ağlıyor hem ateşler içinde ama çenede birşey yok:))) "benim doktoyuma bölee bişey diyemessin babaaa o iyi biyi"

Malum zor oldu iğne ile ilk tanışmamız. İlkine giderken sorular sorular sorular... En sonunda babası "ben kızıma güveniyorum o hiç birşeyden korkmaz" dedi. Nehir Naz "baba ne dedin anlamadım" dedi baba tekrarladı. "amaaaaaaaa baba sana bisey diyimii ben ineden kokuyoyummmm" :(((

İlk gün : sen bana bunu yapamassınnn bi dahada yapmayacaksınnnn seni sevmiyoyummmm diye hastaneyi inletti. Üzüldüm ama kızıma değil o sağlık memuruna...

İkinci gün: arabayı hastanenin önüne park eder etmez "simdi ayvayı yedikkkkk" :))))))))

Üçüncü gün: hemşireye "sen abiiiden düzel yaptın seni seviyoyum ama sanada bidaha yaptıymıycammmmmmmmmm yine acıdı"

Dördüncü gün:
-kızım kendini nasıl hissediyorsun?
-anneeeeeee iyiyim hancılanmam (sancılanmam) deçti hem kulağımda beni takvit (taklit) etmiyoy artık sadece biyaz acıyoyyyy

Beşinci gün :
Baba: kızım sevinmen lazım bugünkinide vurununca bir iğnen kalıyor
babaaaaaaa seviniyim ama sonuncuyu sen vuyunuysannnnn:))))))))))

Çocuk büyütmek zor iş. Ama verdiği mutluluk tarif edilemez:))))

31 Ocak 2013 Perşembe

Doğum Günümüzü Kutladık ....

Garip bir duygu şu annelik. Bazen kızıma bakıyorum, konuşmalarını dinliyorum inanamıyorum. Allahım bu benim mi dediğim çok olmuştur. Ne kadar şükretsem az. Şükür sebebim; yeni yaşın hayırlı olsun birtanem. O gülen yüzün hiç solmasın. Şansında bahtında açık olsun melek yavrum. 


İlk kutlamamız kreşimizdeydi. Malum zamane çocukları arkadaşları ile birlikte olmak istiyor. Çok eğlendiler, onların eğlendiğini görmek mutlu etti beni:)))


Geçen sene Mini'den korkmuştu çocuklar ve bizim sınıf değil ama hazırlık sınıfı bayağı eğlenmişti mini ile :))) Bu senede pamuk prenses isteyince Nehir Naz biraz tedirgindim açıkçası. Ama kıyafetin üç boyutlu olmaması ürkütmedi onları. Tabiii geçen seneye göre bir yaş daha büyüdüler bununda etkisi olabilir. Onlar artık "biyeyyyy" miş:))))


Prenses eşliğinde gönüllerince eğlendiler. Deve cüce oynuyorlar, benim minik devem aşka gelmiş:))))


Bu pasta işi resmen bir sanat. Ortaya bebeği koydular, etekleri pasta oldu. Bunu nasıl düşünüp ortaya çıkarıyorlar pesss doğrusu:)))))




Bizde gelenek haline geldi. Kızımın doğum günleri ayrı şehirlerde olmamıza rağmen ailecek kutlanıyor. Canım ailem iyi ki varsınız. İyi ki kızım sizinle daha da mutlu...

Laf aramızda iki doğum günü biraz yorucu oluyor ama ne çare. Bu sene sadece kreşte kutlayacağım dedim ama kimse beni dinlemedi, teyzemiz ve anneannemiz aradılar sırayla Nehir Naz'ı hediye siparişi almak için. Baktım ki iş ciddi bana hazırlık yapmak düştü. eeeeeeeeeeee başa gelen çekilirmiş, inşallah seneye sadece kreşte:))))))))))


Bu arada benim fıstık uzun zamandır "ayaklııııı piyanoooo" istiyordu. Doğum gününde ona gerçekten sürpriz oldu. Piyanist olacak benim kızım, şimdiden "daha dün annemisinnnnnnnnnn" şarkısını çalmaya başladı bize. Tabiii tarzanca:)))))

Daha nice nice doğum günlerini kutlamak umuduyla ballı lokmam. Seni seviyorum, iyi ki varsın, iyi ki benimsin:)))))

27 Ocak 2013 Pazar

4 Olduk :)))))




27.01.2009 - 27.01.2013

Diyorum ya hep benim miladım diye işte miladımın dördüncü yılı.... 

Senin varlığının bendeki değişikliğini anlatmaya kelimeler yetmez meleğim. Annelik bambaşka bir duygu. Sanki seninle tekrar çocuk oldum ve beraber büyüyoruz.

Ne desem, nasıl desem, ne anlatsam da bugünün bende ki önemini, senin hayatımdaki yerini tarif etmem mümkün değil. Sen hayatımın tadı tuzu, sen herşeysin, cansın...

İyi ki doğdun, iyi ki varsın. Herşeyin en güzeli senin olsun, gülen yüzün hiç solmasın birtanem.

Doğum günün kutlu olsun. Allah yolunu ve bahtını açık etsin can yoldaşım :)))))

3 Ocak 2013 Perşembe

Umutla... Mutlulukla Gel 2013.....


Israrlı aramalar sonucu Tokat'a gittik bu yılbaşı. Mehtap hanım beraber olmayı arzulamış. Önce biz oradayken aklı neredeydi, her yılbaşı ayrı bir mekandaydılar dedim ama sonra abla yüreği işte, bu ciğeri itler yesin dayanamadım:)))



Bu aile tablosu herşeyi anlatıyor aslında. Canım annem ve babam, kardeşim, eniştem ve yiğenlerim ve canlarım eşim ve kızım.... Sofra mükemmeldi ellerine sağlık anneciğim.


Sadece kardeşime söyledik gideceğimizi ve tüm aileye sürpriz oldu. Ev herşeyiyle hazırlanmıştı biz gitmeden. Bakarmısınız balkon camımız annemin üç gül, torunların adı yazılmış...


Anneannemiz  Nehir Naz'ı kapıda görünce gerçekten şok oldu:)))))))) Sürprizzzzzzzzz.....



Fotograflardan da anlaşıldığı gibi biz gerçekten çok eğlendik, kurt falan kalmadı döktük hepsini:))))))



Bu gördüğünüz yakışıklı sayesinde 2013'ün ilk dakikalarına ay ışığında girdik!!! Bizim kızlar dans etmek istediler. Yağız bilgisayarın fişini takarken tamda biz son on saymak üzereyiz şarteli attırmaz mı.... Neyse ki kısa süreli yaşanan kaos ve şokun ardında üç dakika gecikmelide olsa girdik yeni yıla mutlu mesut:))))


 
Bizim cimcimeler gerçektende "çocuklar gibi şendik" lafının altını çizdiler o gece:))))


Evde yılbaşı kutlamayı pek sevmem. Gece saatler 24:00 gösterdiğinde hareket lazım değil mi ama. Madem ailecek evde olalım dedik o zaman hareket eve gelsin, patlasın konfetiler:))))) Yalnız laf aramızda annem buna nasıl müsade etti hala anlamış değilim...


Tabii çocuklara gün doğdu. Sabah kalktığımda her yer konfetiydi. Süpürge sesiyle uyandım sabah, biz öğleden sonra yola çıktık Mehtap hala ev süpürüyordu. Canım benim:))))))))))

Bir yıl daha gitti ömürden. Olsun sağlıklı, mutlu, huzurlu nice nice yıllara inşallah..... Tüm blog aleminin yeni yılını kutluyorum. 

Mutlu yıllar........

6 Aralık 2012 Perşembe

Dönemler ve Biz...


Annelik zaten zor bir meslek bunu hep söylerim. Birde araştırıyorsan, onu engellemeden özgür büyütmek istiyorsan, hele hele birazda uzmanlara kulak verdiysen yani biraz dındıksan daha da zorlaşıyor:)))

2 yaş sendromunu biz ne kadar uzun yaşadık blogumu okuyanlar bilir. Daha yeni yeni bir kaç aydır sendromdan tam çıkamamakla beraber azaldı ağlamalarımız. Bu bitmek üzere diye düşünürken kızımda bir "bennnn yapacam" nidaları yükselmeye başladı. Düşündüm kendi kendime vardır bir sebebi dedim, hakikatende varmış... 3 yaş egosantrik döneme girmişiz!!!! "Özgürlüğe karşı birin­ci atılım", "Birinci kaprisler çağı", "Egosantrik dönem", "3 yaş bunalım dönemi"  gibi isimlerde veriliyormuş bu döneme. Neymiş bu dönem: Tedbir alıp çocuğumuzu özgür bırakacakmışız. "Koşma düşeceksin, dokunma kirleteceksin, dikkat et bir yerini acıtacaksın" gibi cümleleri zinhar!!! kullanmayacakmışız. Çocuk neyi kendi yapmak istiyorsa yapacakmış.

Gelelim biz bu dönemi nasıl yaşadık. Kızım herşeye ben yapacağım demeye başladı. O kadar ki sabahın köründe kalkmışız, akşamdan hazırladığım kıyafetlerini giydirip, biz hazırlanıp onu kreşe bırakıp işe yetişeceğiz, ama bu kimin umurunda "ben istediğimi diyineceğim anneeee" dedimi bitti herşey. Buna izin vermedin mi çocuğun özgüvensiz oluyor, izin verdin o zamanda sinir stres sahibi oluyorsun:))))

Kreşdeki bir toplantıda psikologumuz "kesinlikle ama kesinlikle engel olmayacaksınız ne istiyorsa onu giyecek ve bunu eğer istiyorsa kendi yapacak" dedi.Tamam iyi hoşta o yaştaki çocuk kilotlu çorabınıda kendi giyinemez ki.... Ama elden ne gelir, bu durumda bize biraz daha erken kalkıp onu kendine bırakmak düştü.

Sonra ardı arkası kesilmeyen ilginç bir o kadarda içinden çıkılmaz sorular gelmeye başladı kızımdan. Birgün "bizi tim yayattı" dedi. Bu bir çocuğa nasıl anlatılır direk Allah demek çözümmü sonra Allah'ı nasıl anlatacağım. Ve nihayetinde "allahın adı ne, evi neyedeé gibi sorulara maruz kaldım:))))

Allahdan teknoloji gelişti ve sevgili google var:))) "3-5 yaşları arasında hızla gelişen devinim dizgesi, konuşma ve bilişsel yetileri ile çevreyi genişletmeye, keşfetmeye, bilmeye yönelik sorular ve devinimler" miş bu dönemin adıda:))))))) Ve bu dönem o kadar önemliymiş ki bakın Einstein ne demiş: "Sorma-bilme dürtüsü (curiosity) küçük, narin bir bitki gibidir; bu bitkinin en önemli gereksinimi  uyaranlar ve özgürlüktür". Allah muhafaza dikkat etmek lazım kızımın narin bitkisine zarar gelirde:))))

Buraya kadar tamam. 2 yaş sendromunu atlattık, 3 yaş egosantrik dönemde de  tedbir alıp onu serbest bıraktık. 3-5 yaş arasındada sorduğu sorulara makul ve mantıklı ayrıca onun anlayabileceği şekilde cevaplar verdik. eeeeeeeeeeee bitti mi, biter mi:))))))))

Bizim evde değişik şeyler cereyan etmeye ve beni korkutmaya başladı. Çocuğa birşey mi oluyor acaba, birşeyler mi görüyor bizim göremediğimiz demeye başladım ve hemen araştırmaya koyuldum. ohhhhhhhhhh dedim kendi kendime sorun yokmuş bununda bir dönemi varmış:))))) 3-6 yaş arası çocuklarda hayal gücü....

Hayallerine asla müdahale etmeyip aksine bu bir oyunmuş gibi onlara eşlik etmemiz gerekiyormuş bu dönemde. Her dönemde olduğu gibi bu dönemide başarılı atlatırsak çocuğumuza kazandırdıklarıda işte bunlarmış...

- Hayal ederek oyun oynayan veya kendisine masal okunan çocuklarının kelime hazinesi daha geniş oluyor.
·  Alışık olmadığı bir durumla karşılaştığında ya da korktuğunda hayal gücü kontrolün kendisinde olduğu hissine destek vererek güçlü durmasını sağlar.
·  Diğer çocuklarla hayali oyunlar oynadıklarında, sorunlara çözüm üretme ve paylaşmayı öğreniyorlar.

Gelelim bizdeki yansımalarına:))))

Evde ahtapot varmış o kayboldu babasıyla uzunca bir süre onu aradılar, oklava süpürge oldu bindik üzerine bizi uçurdu sihirli süpürgemiz gibi. Ama beni koparan hayali.... 

Yaklaşık 6 ay önce uzunca bir süre karıncalar bize eşlik etti yatakta:)))) Her gece yatırıyorum "anneeee kayıncalayı doyuyma vakti etmet kıyıntılayını detirdinmi" diyor (hemen yatağının yanında kocaman bir delik varmış ve orası karıncaların yuvasıymış) karıncaları doyuruyoruz ve " anneee sen bana pişşpişş yapayten onlayda uyuycak" diyor ve hep beraber kardeş kardeş uyuyorduk. Bir kaç ay devam etti bu, bir gece yattık yine ama karıncaları doyurmadık!!! Karıncaları doyurmadık Nehir Naz dedim "hıııııııı habeyin yotmu senin timsak deldi hepsini yedi" dedi:)))))))))) 

Bu aralar sakiniz. Soruları cevap buluyor, ben dediği herşeye tamam deniliyor. Yaaa bundan sonrası. Valla bende bekliyorum sabırla bakalım yeni gelen dönemin adı ne olacak diye :))))
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...